Sıkça Sorulan Sorular

Anasayfa / Sıkça Sorulan Sorular

Oluşan boşluğu doldurmak için çeşitli alternatifler vardır.Bunlar arasında ağız ve dişlerin konumuna göre ; implant, köprü , hareketli protez vb. gibi bir çok müdahaleler yapılabilir.

Ağız kokusunun başlıca nedeni diş ve diş etindeki sorunlardır. Eskimiş kaplamalar, çürükler, dişeti hastalıkları ağız kokusuna neden olan sorunlardandır. Tedavisi mümkündür.

Zirkonyum, porselenin alt yapısında bulunan metalin yerine kullanılan diş rengindeki maddedir. Metalin oluşturduğu gri yansımayı yapmadığı için kaplanan dişlere daha estetik ve doğal bir görüntü verir. Diş eti ile kaplamanın birleştiği yerde dişeti rengindeki değişime zirkonyum kaplamalarda daha az rastlanmaktadır. Bazı kişilerde metalin içerdiği maddelere karşı oluşabilecek allerjik reaksiyonlar, zirkonyum kaplamalarda görülmemektedir.

Bebek 6-8 aylıkken, ( yani ilk dişler ağızda göründüğünde ) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur. Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra ( ortalama 2,5- 3 yaşında ) başlanması uygundur. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.

Eğer mevcut estetik sorunların giderilmesi için kapsamlı bir tedaviye ihtiyaç duyuluyorsa, diş eti hastalıkları ve ortodonti uzmanlarıyla beraber gerekli konsültasyonlar yapılır. Hastanın da beklentileri doğrultusunda yüz ve dudak yapısına uygun yeni bir gülüş tasarlanır. Ağızdan alınan ölçüler ile laboratuvar ortamında oluşturulan modeller üzerinden tasarlanan gülüş hastaya gösterilir. Bu sayede hasta benzer sıkıntıları yaşamış olan kişilerin ilk hallerini ve tedavi sonrasında elde edilen sonuçları görebilir.

Diş sıkma veya gıcırdatma dişleriniz etrafındaki destek dokulara karşılayabileceğinden daha fazla kuvvet uygulanmasına ve periodontal dokularda yıkım olmasına veya mevcut yıkımın şiddetlenmesine sebep olabilir. Tedavide başlıca etyolojide rol oynayan faktörler (neden olan faktörler) değerlendirilir, gerekirse tıp hekimine danışılır ve etkilerini önleyici tedavi uygulanır (okluzal uyumlama, plak hazırlama, periodontal splint vs.)

Gece bebeğin daha kolay uyutulması amacıyla, bal, pekmez veya şeker ilave edilmiş süt içirilmesini takiben oluşan alt ön dişlerin daha az etkilendiği diğer dişlerinse yaygın bir şekilde etkilendiği durumdur. Gece tükürük salgısı azaldığından, diş çürüğüne sebep olan bakteriler de bütün bir gece süt içinde bulunan şekeri parçalayıp laktik asit üretimini arttırdığından çürük gelişimine çok müsait bir ortam gelişir. Bu yüzden, bebeğinizi gece sadece suyla uyumaya alıştırmalı, bunu sağlayamıyorsanız süt içtikten sonra su içirmeli, dişleri gazlı bezle silmelisiniz.

Gebelik süresince yaşanılan hormonsal ve fizyolojik değişiklikler ağız ve diş sağlığını yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle özellikle gebelik planlaması öncesinde diş hekiminizin yapacağı bir ağız muayenesi çok yararlı olacaktır. Bu aşamada hekiminiz ağız hijyeninizi ideal bir seviyeye getirecek ve ilerde karşılaşabileceğiniz ağız ve diş problemlerinizin önlenmesine yardımcı olacaktır. Herhangi bir nedenle böyle bir kontrolden geçmemiş iseniz diş tedavileriniz için en uygun dönem 13 ve 20. haftalar arasıdır. Bununla birlikte acil bir ağız veya diş problemi yaşamanız durumunda gebeliğin hangi döneminde olursanız olun gerekli tüm acil müdahaleler, tıbbi açıdan bir sakınca olmadığı takdirde yapılabilir. Tıbbi bir sakınca olduğu durumlarda ise hekiminizden alınacak görüş doğrultusunda gerekli müdahaleler yapılabilmektedir.

Eğer çürük sinirlere kadar geldiyse sadece dolgu yapmak yeterli olmaz, bununla birlikte dişin kökünde bulunan sinirlerin çıkarılıp bu kanalların da doldurulması gerekmektedir.

Diş taşları, diş temizliğinin iyi yapılamadığı yerlerde biriken bakteri plağının, tükürük mineralleriyle birleşip sertleşmesiyle meydana gelen yapılardır. Diş taşlarının direkt olarak diş veya dişetine zararı yoktur ancak plak birikimine sebep olduğu için diş ve dişetlerini tehdit eder. Bu yüzden mutlaka temizlenmelidirler. Diş taşı temizliğinin herhangi bir zararı yoktur aksine dişeti sağlığı için kesinlikle yapılması gereken bir işlemdir.

Yirmi yaş dişleri genellikle dişin çene kemiği üzerinde kendisine yeterli yeri bulamaması sonucunda yanlış pozisyonda sürmesinden ya da hiç süremeyip gömülü kalmasından dolayı çekilir. Bazı durumlarda ise diş kısmen sürer, yer darlığı sebebiyle sıkışır ve daha fazla süremez. Bu durumda da dişin çekimi gerekir. Aksi takdirde dişin etrafında lokal enfeksiyon odakları oluşarak şiddetli ağrı ve ağız açamama gibi şikayetlere neden olur.

Herhangi bir problem yaratmayan, pozisyonu düzgün yirmi yaş dişlerinin çekimi gerekli değildir.

Amalgam, diş hekimliğinde çok eskiden beri kullanılmakta olan fiziksel direnç ve sızdırmazlık yönünden çok başarılı, aynı zamanda ekonomik bir dolgu materyalidir. Amalgam, içeriğinde birkaç çeşit metal (çoğunluğu gümüş) ve yeterli miktarda civa ihtiva eder.

Amalgam hakkında sık sık sağlığa zararlı olduğu yönünde spekülasyonlar çıksa da bilimsel araştırmalar amalgamın sağlık açısından güvenli olduğunu ortaya koymaktadır.

Medyada yer alan “amalgam zararlı” temalı haberler, amalgam dolgusu olan hastalar tarafından endişeyle karşılandığı için Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) şu adresde yer alan açıklamayı kamuoyuna sunmuştur.

Facebook

Twitter

Google Plus